27 10 2011

11.SINIF DİL VE ANLATIM DERSİ CEVAPLARI YENİ KİTAP

2011 - 2012 EKOYAY 11.SINIF DİL VE ANLATIM DERSİ CEVAPLARI (YENİ KİTAP - YENİ MÜFREDAT)

BİR TEŞEKKÜR...

Sayfa 12- Hazırlıkbölümünü kendi düşüncelerinize göre cevaplayınız.


Küçük Kızım

Yazılış Amacı : Şair, duygularını dile getirmek amacıyla.

Gerçekliği     : Kurmaca

İşlevleri         : Sanatsal


Çocuklar

Yazılış Amacı : Yazarın okuyucuyu kendi kurguladığı dünyaya çekmek.

Gerçekliği     : Kurmaca

İşlevleri         : Sanatsal


Okyanuslarda
Yazılış Amacı : Bilgi vermek amacıyla.

Gerçekliği     : Gerçek

İşlevleri         : Öğretici


Oyunculuk Sınavı :

Yazılış Amacı : Sahnede oynanmak için yazılmıştır.

Gerçekliği     : Kurmaca

İşlevleri         : Sanatsal


2.Etkinlik :
 Anlatmaya bağlı metinler : Çocuklar, Okyanuslarda yaşam ve Küçük Kızım Su'ya
 Göstermeye bağlı metinler : Oyunculuk Sınavı

3.Etkinlik :
 Metinler yazılış amaçları,gerçekliği ve işlevlerine göre sınıflandırılmıştır.

Anlatmaya ve göstermeye bağlı metinlerin Ortak özellikleri :
Anlatmaya ve göstermeye dayalı sanatsal (kurmaca) metinlerin belli başlı ortak özellikleri ise şunlardır:

 Kişi, mekân, zaman ve olay ögeleriyle kurulurlar.
 Gerçek bir olaya dayalı olabilecekleri gibi tümüyle tasarlanarak da yazılabilirler. Gerçek bir olaya dayansalar bile gerçeğin bire bir kopyası değildirler. Her sanatçı aynı olay ve temaya, yaratıcılık göstererek kendi üslubu ve bakış açısıyla farklı bir boyut ve biçim kazandırır. Bu yüzden sanatsal (kurmaca) her yapıt tektir, benzersizdir.
 Sanatsal (kurmaca) yapıtlarda üslup kaygısı ağır basar. Dil, duygusal ve çağrışımsaldır.
 Her sanatsal metin bir iletişim aracıdır.
 Estetik bir zevk vermek, okuru kurgulanmış bir yaşamın içine çekerek kendi sınırlı yaşamının dışına çıkarmak, eğlendirmek gibi amaçlarla kaleme alınırlar. Genellikle serim, düğüm, çözüm aşamalarına dayalı klasik bir planla yazılırlar. Temel malzeme dildir.

Farklılıkları: 1. Anlatmaya bağlı türlerde olayın mutlaka bir anlatıcısı vardır. Bu anlatıcı olayı ilahî bakış açısıyla, kahramanın bakış açısıyla ya da gözlemci bakış açısıyla anlatır.

 2. Göstermeye bağlı eserlerde, sosyal hayatta karşılaşabileceğimiz olaylar sahnede gösterilir.

 3. Eserdeki olaylar aktör (erkek oyuncu), aktris (bayan oyuncu) adı verilen oyuncular tarafından canlandırılır. Sosyal yaşamın ve insan karakterinin eleştirisi yapılır.

 4. Bu iki tür arasında kullanılan dil ve anlatım biçimi de birbirinden farklıdır. Anlatmaya bağlı eserlerde uzun ve kurallı cümleler kullanılırken göstermeye bağlı eserlerde günlük konuşma dili kullanılır. Cümleler daha açık ve kısadır. Söylenen sözün izleyici tarafından anlaşılması beklenir, bunun için daha açık ve kısa cümleler kullanılır. Konuşma dilinin canlılığı sahnede yansıtılır.


4.Etkinlik :
Küçük kızım Su'ya adlı parça lirik anlatım ile anlatılmıştır.
Okyanuslarda Yaşam adlı parça ÖĞRETİCİ ANLATIM türüyle yazılmıştır.
Oyunculuk adlı metinde söyleşmeye dayalı anlatım kullanılmıştır.
Çocuklar adlı metinde öyküleyici,betimleyici,söyleşmeye bağlı ve mizahi anlatım kullanılmıştır.

6.Etkinlik :
Küçük Kızım Su’ya > şiir
Çocuklar > öykü
Okyanuslarda Yaşam > makale
Oyunculuk Sınavı > tiyatro
Metinlerde dil metnin iletisini göre düzenlenmiştir.Örneğin Okyanuslarda Yaşam adlı metinde doğrudan bilgi verildiği için dil göndergesel işlevdedir.

Sayfa 27
7. etkinlik:
§  Selçuk’tan Öte: göndergesel işlevde
§  Beş Kangal Sucuk: heyecana bağlı işlev, alıcıyı harekete geçirme
§  Fahriye Abla: şiirsel işlev
§  Eski Zamanlarda Ramazan Hazırlığı: heyecana bağlı işlev-göndergesel işlev
Metnin yazılış amacı neyse dil ve anlatım da ona göre düzenlenir.Örneğin öğretici metinlerde dil göndergesel işlevde kullanılır.

8. Etkinlik :
Selçuktan Öte : Gezi yazısı
Beş Kangal Sucuk : Öykü
Fahriye Abla : Şiir
Eski Zamanlarda Ramazan Hazırlığı : Anı (Hatıra)

9. Etkinlik :

ÖYKÜLEYİCİ ANLATIM KULLANILDIĞI YAZI TÜRLERİ

·                Otobiyografi

·                Öykü

·                Gezi Yazısı

·                Roman

·                Biyografi

·                Eleştiri

·                Makale

·                Söyleşi

·                Anı

·                Haber yazısı

·                Günlük

·                Röportaj




BETİMLEYİCİ ANLATIMIN KULLANILDIĞI YAZI TÜRLERİ
Ø  Roman
Ø  Hikaye
Ø  Masal
Ø  Fabl
Ø  Hatıra
Ø  Gezi yazısı

10.Etkinlik
Ø Metinlerde dil ağırlıklı olarak göndergesel işlevde kullanılmıştır.
Ø Metindeki alo,alo,alooo!.. ifadeleri iletişimin devamını sağlamak içindir. Bu ifadelerde dilin alıcıyı harekete geçirme işlevi kullanılmıştır.

Sayfa 29

11 etkinlik
"Küçük ünlü uyumu" adlı metinde dil qönderqesel işlevdedir ; çünkü amacı bilgi vermek ve öğretmektir.

12.Etkinlik
1.Dil daha çok göndergesel işlevde kullanılır.
2.Söz sanatlarına, kelimelerin mecaz anlamlarına yer verilmez. 3.Verilen bilgiler örneklerle ve tanımlarla pekiştirilir.
4.Daha çok nesnel cümleler kullanılır.
5.Açıklama, aydınlatma, bilgi verme amaçlarıyla yazılır.
6.Öğretici metnin anlaşılması ve yorumlanması için okuyucunun verilen bilgiyi kavrayabilecek birikime sahip olması gerekir.
7.İfade hiçbir engele uğramadan akıp gider.
8.Gereksiz söz tekrarı yapılmaz.
9.Ses akışını bozan, söylenmesi güç sesler ve kelimeler yoktur.
10.Dil ve ifade sade, gösterişsiz ve pürüzsüzdür.
11.Düşünce ve duygular kısa ve kesin ifadelerle dile getirilir.
12.Bu anlatım türü daha çok ansiklopedilerde ve ders kitaplarında kullanılır.
13.Tarihi metinler, Felsefi metinler, Bilimsel metinler gibi bölümleri vardır. 13.Etkinlik
 

30. Sayfa

14.etkinlik
Sanatsal metinler : Öykü,roman, ,şiir,masal,,tiyatro,destan.
Öğretici metinler : söyleşi,eleştiri,makale,haber, biyografi,deneme,gezi yazısı,anı,fıkra,günce,mektup

Sayfa 32

-heyecana bağlı
-öğretici ve sanatsal
-öyküleyici ve betimleyici
-öğretici

2)
-D
-Y
-D
-D
-D
-D
-Y


3-D
4-A
5-D
6-D
7-B
8-D
9-C


Sayfa 34 - ÜNİTE DEĞERLENDİRMESİ
1-Sanatsal ve Öğretici
2-C
3-D
4-B
5-C
6-A
7-A
8-C
9-C
10-B
11-C
12-B
13-B
14-D

SAYFA 44
1.Etkinlik
Mektuplar yazılış amaçlarına göre 3’e ayrılır:
1) Özel mektup
2) Resmi Mektup
3) İş Mektupları

2..Etkinlik
Tarih ve imza özel mektuplarda sağ üst köşeye; resmi ve iş mektuplarında ise sağ alt köşede yer alır.
 
SAYFA 45
· Tanpınar’ın mektubu sade,yalın,açık ve samimi bir dille yazılmıştır.
· Mektup Tanpınar’ın okuyucusu olan Antalyalı liseli bir kıza yazılmıştır.Mektup özel mektup olduğu için samimi bir dil kullanılmıştır.

4..Etkinlik
İş mektubu ve dilekçelerde saygılı,ciddi,resmi gereksiz ayrıntılara girmeyen kısa ve öz bir anlatım kullanılır.Özel mektuplarda ise senli benli,içten ve samimi bir dil kullanılır.
 
5.Etkinlik
Mektuplarda yüz yüze konuşmadan farklı olarak dönüt biraz geç alınacaktır.

6.Etkinlik
Tanpınar mektubunu kendisine daha önce mektup gönderen Antalyalı genç kıza cevap vermek için yollamıştır.Mektup iyi dilek ve temennilerle bitmiştir.

Sayfa 46
7. ve 8. Etkinlikler

 


v  İncelenen iş mektubu ve dilekçe şekil özellikleri ve konu bakımından birbirlerine benzemektedir.Konu olarak da bir istek söz konusudur.Ancak iş mektubu kurumlar arasında,dilekçe kişi ile kurum arasında yazılmıştır.

9.Etkinlik
v  Okuduğumuz metinlerde akıcılık, duruluk ve yalınlık açısından açık bir anlatımın özelliklerini taşımaktadır.Mektubun anlaşılmasında açık anlatım önemli bir rol oynar.

10.Etkinlik
Metinde öyküleyici ve betimleyici anlatım türleri kullanılmıştır.Metinlerde kullanılan anlatım türleri mektup yazanla yazılan kişi arasındaki ilişkiye göre düzenlenmiştir.

11.Etkinlik
“vaktinde” sözcüğünde ünlü düşmesi vardır.Sözcük ünlü ile başlayan ek aldığı için ortadaki hece düşmüştür.(vakit-i-n-de)

·         Metindeki diğer ünlü düşmeleri:
·         seyrederek
·         şehrin
·         zihni
·         nakledebilecek
·         sıyrıldığı
·         fikri…
·         ayrılmaz

12.Etkinlik
Metinde ağırlıklı olarak göndergel işlev kullanılmıştır.Bunun yanında kanalı kontrol işlevi, alıcıyı harekete geçirme işlevi de vardır.

ANLAMA-YORUMLAMA
1.
Tanpınar’ın mektubunda her paragraf metnin iletisini verecek şekilde düzenlenmiştir.
 

Sayfa 49,50,51'in Cevapları

boşluk doldurma:
mektuplar yazılış amaclarına göre ÖZEL,İŞ ve RESMİ biçimde sınıflandırılır.
özel mektuplarda diğer mektup türlerine göre daha SAMİMİ bir dil kullanılır.
resmi dairelere sunulan tarihli imzalı yazılara DİLEKÇE denir.
davetiye tebrik kutlama türündeki mektuplar ÖZEL sınıfına girer.


2.SORU DOĞRU YANLIŞ
D
D
Y
Y



3.SORU
özel mektuplarda ilgili verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
D Şıkkı =FİRMALARA YAZILAN MEKTUPLAR BU GRUBA GİRER.

4.SORU
Aşağıdakilerden hangisi özel mektupların en temel anlatım özelliğidir?
D Şıkkı =SAMİMİ BİR HAVADA YAZILMASI

5.SORU
Aşağıdakilerden hangisi mektubun plan ögelerinden değildir?
E Şıkkı = DİL

6.SORU
Aşağıdakilerden hangisi mektubun dil ve anlatımını etkilemez?
B Şıkkı =MEKTUBUN PLANI

7.SORU
B Şıkkı =MÜNŞEAT- ŞİKAYETNAME

8.SORU
D Şıkkı = OKURUMA MEKTUPLAR

9.SORU
E Şıkkı = TANIMLAMALARDAN


10.SORU
D Şıkkı = TANIMLAMALARA YER VERME


SAYFA 52:
2.GÜNCE(GÜNLÜK)
HAZIRLIK:
İlk iki soruyu kendi düşüncenize göre cevaplayınız.
3) İnsanlar yaşadıklarını günü gününe yazarak yazma alışkanlığı kazanır.Bu alışkanlık da kişinin yazma yeteneğini geliştirir, kendini daha iyi ifade etme imkanı bulur.

SAYFA 56
1.ETKİNLİK
GÜNLÜK ÖRNEKLERİ:
TURGUT UYAR’DAN
30.01.1956
Az konuşur olmayı, suskun olmayı erdem saymıyorum artık. Kendini kaçırmak, kendini gizlemek gibi geliyor bana.
27.02.1956
İzinliyim. Boşum. İlgisiz dolaşıyorum sokaklarda. Bu boşluk, bu kayıtsızlık ürküntü veriyor bana. Doğaya uygun, yapmacıksız bir yaşama özlüyorum. Kurtuluşumuz şiirden falan gelmeyecek, yaşamamızdan gelecek gelecekse.
3.1.1956
Nigâr Hanım’ın şiirlerini okudum. Elbette ilkel şiirler birçoğu. Ama birden düşünüyorum. “Gücenme, aslı harâbım senin firâkında” dizesi, bir bakıma, bir şiir geleneğinin yenilenmesi döneminde, yeni bir duygu, yeni bir söyleyiş sayılamaz mı?
Geçmiş ozanları, duygularının, söyleyişlerinin cılızlığı yüzünden küçümsemek doğru mu? Duygular yeni, biçimler, duyarlanma yeni. Bugün bu şiirleri, dolayısıyla bu duyguları, ancak eski şiirler öyle yazıldığı için daha iyi anlıyoruz. Öyleyse, iyi kötü bütün geçmiş ozanlara selam.
(Günlük-kitaplaşmamıştır)
CEMİL MERİÇ’TEN
26.2.1963
Ağaç her gün meyve vermez. Konuşmayan ağaçlar da vardır. Ne dallarında çiçekler gülümser baharları, ne çiçeklerinde arılar dolaşır. Konuşmayan ağaçlar da var…
Zindanda söylenen şarkıyı kim dinler? Zindanda söylenen şarkı ölüm kokar, zincir kokar, küf kokar. Ölüm açacak kapısını bir sabah o zindanın, ardına kadar.
Kuşlar gibi geçiyor günler önünden, cıvıldamıyorlar. Günler tren, günler mavi ufuklarda eriyen birer ümit. Kanatlarından yakalayamıyorsun kuşları. Tren sessiz gidiyor rüya ülkelerine.
(Jurnal - Cilt 1)
Bu metinlerde yazarlar kişisel gözlem ve dikkatlerini metinlere yansıtmış, doğal, içten yalın bir dil kullanmışlardır.Samimi ve kişisel duyarlılığı yansıtan bir anlatım tavrı takınmışlardır.

GÜNLÜK TÜRÜNDEKİ METİNLERİN ORTAK ÖZELLİKLERİ
Kısa yazılardır.
Olayı yaşayan kişi tarafından yazılır.
Yazarın yaşamından izler taşır.
Olaylar tarih atılarak günü gününe yazılır.
Birinci kişi ağzından yazılmış kısa ve özlü yazılardır
İnandırıcı, içten ve samimidirler.
Konuşma diline yakın bir dil kullanılır.
yazarın kişiliğini, görüşlerini ve ruhsal yapısını yansıtırlar.
Gerçekler, yaşanılanlar değiştirilmeden, çarpıtılmadan yazılır
Tarih, biyografi anı, … için birer belge değeri taşırlar.
Günlükler roman,gezi yazısı, hatıra gibi türlerde kullanılabilir.

2.ETKİNLİK
"Görkemli bir görünüşü var buradan Paris'in Her yer cetvelle çizilmiş gibi.Ne kadar her şeyin hesaplı kitaplı yapıldığını buradan bakan bir göz daha iyi anlıyor.Gözü rahatsız eden hiçbir mimari kusur pek göremiyorsunuz.Caddeler, bulvarlar, sokaklar bıçakla kesilmiş gibi..."
"Parisliler çok bahtiyar, o kış kıyametlerde bu sıcacık tertemiz gayet sıhhi havalana metrolarda evlerine gidip geliyorlar.Bir de bizim zavallı İstanbulluların çektikleri"
"Demek ki karşınızdaki millet vatan için ölenleri unutmuyor, isimlerini bir gelenek halinde mermere tunca işliyor.Yetişen nesil vatan ve millet için ölmenin en şerefli olduğunu Paris'i dolaşırken her adımda yaşıyor olmalı...." gibi cümleler yazarın gözlemlerini yansıtıyor.
Yazar gördüklerini ve yaşadıklarını içtenlikle anlattığı için günlüklerde gözlem ve kişisel dikkatin önemi vardır.
Yazar gözlemlerini anlatırken izlennimlerine de yer vermiştir."Parisliler çok bahtiyar, o kış kıyametlerde bu sıcacık tertemiz gayet sıhhi havalana metrolarda evlerine gidip geliyorlar.Bir de bizim zavallı İstanbulluların çektikleri" cümleleri bu izlenimlere örnek olabilir.

3.ETKİNLİK
Günlük yazıları içsel konuşmalardır.Günlüklerde anlatım yalın içten gözlem ve izlenimleri yansıtan bir şekildedir.
Günlükler insanın dertlerini, kederlerini, sevinçlerini kısaca tüm duygularını yansıtır.Günlük tutmak bir nev'i kişinin içsel konuşmasıdır.Gözlemlerinin ve izlenimlerinin içinden yankılanmasıdır.İnsan bazen kimseye anlatamadığı durumları sadece günlüğüyle paylaşır.Günlüğünü bir arkadaş bir sırdaş olarak görür..

4. ETKİNLİK
Günlükler roman,gezi yazısı, hatıra gibi türlerde kullanılabilir.
Yararlanılmıştır, çünkü yer ve tarih belirtilmiş.

SAYFA 57
5.ETKİNLİK
Kısa yazılardır.
Olayı yaşayan kişi tarafından yazılır.
Yazarın yaşamından izler taşır.
Olaylar tarih atılarak günü gününe yazılır.
Birinci kişi ağzından yazılmış kısa ve özlü yazılardır
İnandırıcı, içten ve samimidirler.
Konuşma diline yakın bir dil kullanılır.
Yazarın kişiliğini, görüşlerini ve ruhsal yapısını yansıtırlar.
Gerçekler, yaşanılanlar değiştirilmeden, çarpıtılmadan yazılır
Tarih, biyografi anı, … için birer belge değeri taşırlar.
Günlükler roman,gezi yazısı, hatıra gibi türlerde kullanılabilir.

6.ETKİNLİK:
ANLATIM TÜRLERİ BU ANLATIM TÜRÜNE ÖRNEKLER
Avrupa Yolculuğu:
Öyküleyici anlatım: "Yağmur olanca şiddetiyle bastırdı,genişçe bir çınarın altına sığındım
Açıklayıcı anlatım "Bizim postanelerde bulunmayan birçok yenilik var.parayı atıyorsunuz attığınız paraya göre pul düşüyor."
Betimleyici Anlatım:"Bandırmada'yız,sahil boyunca yayılmış yamaçlara tırmanmış şirin bir yer..."
" Muhteşem bir kubbeyi tutan sütunlarla heykellerle büyük renkli duvar tablolarıyla süslü elliyi aşkın turistle birlikte..."

ÇALIKUŞU:
Öyküleyici anlatım: "Bugün akşama doğru bir Çeçen arabasıyla Zeynilere geldim."
Betimleyici anlatım:"Beyaz peştemalını, taşlıklar, safalar ve merdivenlerde kendine göre bir ahenkle sürüdüğü şıp şıp terliklerini çıkarmış,arkasına soluk çuhadan yakası kapalı uzun ir ceket, ayaklarına imam galoşları giymişti."

7. ETKİNLİK:
Kişilerin kaleminden günü gününe yazılan günlükler, tüm gerçekliğiyle yaşamı yansıtan birer ayna olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Günlükler, insanın iç dünyasını kurgusuz bir biçimde sergileyerek günlüğün sahibine ilişkin ayrıntılı bilgilere birinci elden ulaşmamızı sağladıkları gibi, yazıldıkları dönemin önemli olaylarına ilişkin tarihsel belgeler olarak da önem kazanırlar. Ayrıca insanlar yaşadıklarını günü gününe yazarak yazma alışkanlığı kazanır.Bu alışkanlık da kişinin yazma yeteneğini geliştirir, kendini daha iyi ifade etme imkanı bulur.

8.ETKİNLİK:
Bazı cümlelerde anlatım bozuklukları olmasına rağmen metin için açık, duru, yalın ve akıcı diyebiliriz.

SAYFA 58
9.ETKİNLİK
Metindeki yan anlamlı sözcükler: "bacak" sözcüğü
Mecaz anlamlı sözcükler ve sözcük grupları: "tatlılıkla,sarılı,sızdırmak, yol,hesaplı kitaplı yapmak, serilen, düşüncelerin kucağı, uzanan..."
Gerçek anlamlı sözcükler: "Caddeler, bulvarlar, sokaklar,garaj, meydan, yağmur, Beyazıt Kulesi, turist, kart, sembol, eşya..."
*Bu mecazlar farklı durum ve olayları ifade edilmek için kullanılmıştır.

10.ETKİNLİK:
Anlatım bozukluğu olan cümlelerin düzeltilmiş halleri:
"Gözü rahatsız eden mimari hiçbir kusur göremiyorsunuz." (sözcük yanlış yerde kullanılmış,pek de gereksiz)
"Bavullarmızı, çantalarımızı hazırlayıp evden çıktık; ya da "Bavullarımız, çantalarımız hazır(dı), evden çıktık."
"İlk kocam fazla içiyordu, bir düşme sonucu (kocamın) ayağı kırıldı..." (tamlayan eksikliği)
"Parislilerin 'Tour Eiffel' dedikleri 'Eyfel Kulesi' yakından bakınca hele dört bacakları (bacağı) altına gelince..." ( tamlama yanlışlığı) (Katkıları için Yusuf Taştan'a teşekkürler:)

11.ETKİNLİK
Günlüklerde dil göndergesel ve heyecana bağlı işlevde kullanılmıştır.Örnekler:
Bu gezimi günü günüe not edeceğim.( göndergesel işlev)
Ben 2.kat bileti aldım.(göndergesel işlev)
Ne yapsın mübarek adamcağız! (heyecana bağlı işlev)

12.ETKİNLİK
Sözcükler: Ses Olayı Oluşma nedeni
nasıl > ünlü düşmesi ne+asıl birleşmesi nedeniyle...
seyrediyorum >ünlü düşmesi,ünsüz yumuşaması seyir ismi yardımcı eylemle(et-)birleştiğinden
sıcacık> ünsüz düşmesi süreksiz sert ünsüzle biten sözcüğe küçültme eki geldiğinden
küçücük : '' '' " " " " " " " "
kitaplığa : ünsüz yumuşaması sonu süreksiz sertle biten sözcüğe ünlü ile başlayan ek(yönelme eki)gelmesi
işlemekte : ünsüz sertleşmesi(benzeşme) süreksiz sert ünsüzün (k) yanına (d) yumuşak ünsüzle başlayan ek gelmesi
paraya : kaynaştırma harfi(y) iki ünlü yan yana gelmediği için araya kayn.harfi gelmiş

SAYFA 59
ANLAMA-YORUMLAMA
1) Yazar bu metni Avrupa yolculuğunu günü gününe not etmek, günlük yazı türünün nasıl bir sonuç vereceğini denemek amacıyla yazmıştır.
2)"Dar atmak" , "dehşetli zevklenmek", "müeessese", "hüviyet" gibi sözcükler dönemin dil özellikleriyle ilgili söyleyişlerdir.

3) ANLATMAYA BAĞLI TÜRLERLE GÜNLÜK METNİNİN ORTAK ÖZELLİKLERİ
1) Olay çevresinde gelişirler.
2) Olaylar belli bir zaman diliminde geçer.
3) Yer, zaman kişi ögeleri vardır.
4) Betimleyici, öyküleyici, açıklayıcı anlatım türleri kullanılır.
5) Zihniyet unsurlarından etkilenirler.
6) Metinlerin bir yazarı vardır.
7) Olayın mutlaka bir anlatıcısı vardır.
4) Yazarın anlattıkları günümüzde anlam değerini korumaktadır.Çünkü bu günlükten yazarın o dönem Avrupasıyla ilgili gözlem ve izlenimlerini öğreniyoruz.

SAYFA 60
13 .ETKİNLİK
"Beylik Sözler" metninde yazar eleştirel , sert bir üslup kullanılmış.Ayrıca tilcik,tüz,gönenmek gibi öz Türkçe sözcükleri kullanması yazarın dil anlayışında takındığı tavrı da göstermektedir.Avrupa Yolculuğu metni ise yazarın gezip gördüğü Paris'le ilgili gözlem ve izlenimlerini anlattığı bir metindir.
5) Yazar kendisine ilginç gelen, gezdiği gördüğü yerlerle ilgili belirgin ve ayırt edici durumlara günlüğünde yer vermiştir.
6) Yazar gezip gördüğü yerlerle ilgili gezi günlüğü tuttuğundan dili son derece açık, yalın ve sadedir.
7) Her okur kendi bilgi birikimine kültür düzeyine göre metinden çeşitli anlamlar çıkarabilir.
8) Metnin sizde uyandırdığı duygu ve düşünceleri belirtiniz.

14.ETKİNLİK
Yazacağınız günlükte mutlaka yer ve tarih belirtmeye, içten,yalın özlü bir üslup kullanmaya dikkat ediniz.

ÖLÇME-DEĞERLENDİRME
1) * öyküleyici, betimleyici, açıklayıcı anlatım türleri kullanılır.
* gezi yazısı, hatıra, roman ,hikaye
2)* (Y) "hemen"den kasıt günü gününe ise doğru cevap (Y)soru maalesef ki açık uçlu!(E.F)
*(Y)
*D)
3) (D)
4) (D)

OKUL DIŞI ETKİNLİK
SABİHA GÖKÇEN ANLATIYOR
“Bir Köylü Kadın ve Atatürk”
Gazi Çiftliği’nde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına rastladık. Atatürk attan inerek bu ihtiyar kadının yanına sokuldu;
- “ Merhaba nine”
Kadın Ata' nın yüzüne bakarak hafif bir sesle;
- “Merhaba” dedi.
- “Nereden gelip nereye gidiyorsun?”
Kadın şöyle bir an duraladı;
- “Neden sordun ki?” dedi. “Buraların sahabisi misin? Yoksa bekçisi mi?”
Paşa gülümsedi;
- “Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk milletinin malıdır. Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi sen nereden gelip nereye gittiğini söyleyecek misin?”
Kadın başını salladı;
- “Tabii söyleyecem beyim, ben Sincan'ın köylerindenim bey, otun güç bittiği, atın geç yetişdiği kavruk köylerinden birindenim. Bizim mıhtar bana bilet aldı trene bindirdi, kodum Angara' ya geldim.
- “Muhtar niçin Ankara'ya gönderdi seni?”
- “Gazi Paşamızı görmem için. Başını pek ağrıttım da.... Benim iki oğlum gavur harbinde şehit düştü. Memleketi gavurdan kurtaran kişiyi bir kez görmeden ölmeyeyim diye hep dua ettim durdum. Rüyalarıma girdi Gazi Paşa. Ben de gün demeyip mıhtara anlatınca, o da bana bilet alıverip saldı Angara’ ya, giceleyin geldimdi. Yolu neyi de bilemediğimden işte agşamdan belli böyle kendimi ordan oraya vurup duruyom bey.”
- “Senin Gazi Paşa' dan başka bir isteğin var mı?”
Kadının birden yüzü sertleşti.
- “Tövbe de bey tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki... O, bizim vatanımızı kurtardı. Bizi düşmanın elinden kurtardı. Şehitlerimizin mezarlarını onlara çiğnetmedi daha ne isteyebilirim ondan? Onun sayesinde şimdi istediğimiz gibi yaşıyoruz. Şunun bunun gavur dölünün köpeği olmaktan onun sayesinde kurtulmadık mı? Buralara bir defa yüzünü görmek, ona sağ ol paşam! Demek için düştüm. Onu görmeden ölürsem gözlerim açık gidecek. Sen efendi bir adama benziyon, bana bir yardım edive de Gazi Paşayı bulacağım yeri deyive.”
Atatürk'ün gözleri dolu dolu olmuştu, çok duygulandığı her halinden belliydi. Bana dönerek;
- “Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanımızdır... Benim köylüm, benim vefalı Türk anamdır bu.
Attan indim. Yaşlı kadının elini tuttum;
- “Anacığım” dedim, “sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını süsleyen, seni buralara kadar koşturan Gazi Paşa yani Atatürk iste karşında duruyor.”
Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü. Elindeki değneği yere fırlatıp, Atatürk'ün ellerine sarıldı. Görülecek bir manzaraydı bu. İkisi de ağlıyordu. İki Türk insanı biri kurtarıcı, biri kurtarılan, ana oğul gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı. Yaşlı kadın belki on defa öptü Ata' nın ellerini. Ata da onun ellerini öptü. Sonra heybesinden küçük bir paket çıkarttı. Daha doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri. Bunu Atatürk'e uzattı;
- “Tek ineğimin sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi Paşa, bunu sana hediye getirdim. Seversen gene yapıp getiririm.”
Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi. Çok beğendiğini söyledi. Sonra birlikte köşke kadar gittik. Oradakilere şu emri verdi;
- “Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin. Sonra köyüne götürün.
Giderken de kendisine üç inek verin benim armağanım olsun.”
Bu anıdan Atatürk'ün milletine verdiği değeri ve önemi anlıyoruz.
17Mart 1923 Tarsus:
Mustafa Kemal İstasyon'dan şehre doğru, bir süre yaya olarak yürüdü. O'nu görmek için sabahtan itibaren yolları dolduran Tarsusluların arasından neşe ile selamlar vererek, ilerledi. O sırada ansızın bir olayla karşılaştı.
Milli Mücadele'deki çete giysili bir kadın, Atatürk'ün yolunu keserek ayağına kapandı. Gözyaşlarıyla şöyle haykırıyordu:
- "Bastığın toprağa kurban olayım Paşam!"
Mustafa Kemal onu yerden kaldırmak için eğilirken kulağına bu kadının Kurtuluş Savaşında cephelerde çarpışmış olan (Adile Çavuş) olduğunu fısıldadılar.
Gözlerinden iki damla yaş düşen Mustafa Kemal, bu güneşten yüzü yanmış kadının elinden tutup ayağa kaldırdı ve ona şöyle seslendi:
- "Kahraman Türk kadını! Sen yerlerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde yükselmeye layıksın."
Atatürk Türk kadınına çok değer veren bir liderdi.
"Bunlar bir gün olacaktır...Görürsünüz,işitirsiniz..."
Prof.Dr.Afet İnan "Atatürk hakkında hatıra ve belgeler" adlı kitabında ilginç bir hatırasını naklediyor.
Atatürk 09 ocak 1936 Perşembe günü, dil ve tarih coğrafya fakültesi'nin açılış dersinde okuması için afet İnan'a : "tarih belgelerinin ilerideki keşifleri buna dayanacaktır.Her tarihi kişinin söylediği sözler toplanabilecek ve böylece biz onları kendi seslerinden ve sözlerinden dinleyebileceğiz." diyerek yazıyı verir. Buna karşılık Afet İnan :
"Bu çok uzak bir gelecekte belki olabilecek keşfin benim ifadem olarak verilmesine cesaret edemeyeceğimi" kendisine söylediğim zaman canı sıkıldı ve şöyle dedi :
"Bunlar bir gün olacaktır...Görürsünüz,işitirsiniz..."
Atatürk ileri görüşlü bir liderdi.

SAYFA 61- 3.ANI
HAZIRLIK
*Yaşadığımız her şeyden aynı şekilde etkilenmeyiz.Bazı olaylar ve durumlar bizi çok az etkiler veya hiç etkilemezken bazıları da bizde derin izler bırakır.Yıllar geçse de o olay veya durum hafızamızda tazeliğini korur.
*İnsan sosyal bir varlık olarak sürekli iletişimde olduğu için yaşadığı bazı olay ve durumları başkalarına anlatma, bunları paylaşma ihtiyacı duyar.
*Bir olayı yaşayan birinden dinlemek o kişinin yaşadığı olayla ilgili bilgi, gözlem ve izlenimlerini doğrudan doğrudan anlatması bakımından inandırıcıdır.
*İlginç bir anısı olan biri mutlaka vardır çevrenizde:)))
*Dinlediğiniz anılarda anlatıcı kahraman anlatıcı (olayı 1.derecedden yaşayan kişi) olduğu için bireysel duygu ve düşüncelerini, kendi gözlem ve izlenimlerini yansıtır.Bir olayı onu başkasından duyan birinin anlatmasıyla olayı bire bir yaşayan birinin anlatması arasında fark vardır.

1.ETKİNLİK
ANI ÖRNEKLERİ
Çanakkale Geçilmez.
10 Ağustos 1915. Conkbayırı'nı almak ve bütün boğaza hakim olmak için İngilizler 20.000 kişilik bir kuvvetle günlerce kazdıkları siperlere yerleşmişler, hücum anını bekliyorlardı. Gecenin karanlığı tamamen kalkmış, tan ağarmak üzereydi. 8. tümen komutanı ve diğer subaylarını çağırdım:
- Mutlaka düşmanı yeneceğinize inanıyorum ancak siz acele etmeyin, evvela ben ileri gideyim, size ben kırbacımla işaret verdiğim zaman hep birlikte atılırsınız. Bu durumdan askerlerini de haberdar etmelerini istedim. Hücum baskın şeklinde olacaktı. Sakin adımlarla ve süzülerek düşmana 20 -30 metre yaklaştım. Binlerce askerin bulunduğu Conkbayırı'ndan ses çıkmıyordu. Dudaklar sessizce bu sıcak gecede dua ediyordu. Kontrol ettim. Kırbacımı başımın üstüne kaldırıp çevirdim ve birden aşağı indirdim. Saat 4:30 da kıyametler kopmuştu. İngilizler neye uğradıklarını şaşırmıştı. "Allah Allah" sesleri bütün cephelerde, karanlıkta gökleri yıkıyordu.
Her taraf duman içinde ve heyecan her yere hakim olmuştu. Düşmanın topçu ateşi büyük çukurlar açıyor, her tarafa şarapnel ve kurşun yağıyordu. Büyük bir şarapnel parçası tam kalbimin üzerine çarptı, sarsıldım, elimi göğsüme götürdüm, kan akmıyordu. Olayı Yarbay Servet Bey'den başka kimse görmemişti. Ona parmağımla susmasını emrettim. Çünkü vurulduğumun duyulması bütün cephelerde panik yaratabilirdi. Kalbimin üzerinde bulunan saat param parça olmuştu. O gün akşama kadar birliklerin başında daha hırslı olarak çarpmıştım. Yalnız bu şarapnel vücudumla kalbimin üzerinde aylarca gitmeyen derin bir kan lekesi bırakmıştı.
Aynı günün gecesi, yani 10 Ağustos günü, beni mutlak ölümden kurtaran ve parçalanan saatimi Ordu Komutanı Liman von Sanders Paşa' ya hatıra olarak verdim. Çok şaşırmış, heyecanlanmıştı. Kendisi de alıp cep saatini bana hediye etti. Bu hücumlarda İngilizler binlerce ölü bırakarak tamamen geri çekildi ve Çanakkale' nin geçilmeyeceğini iyice anlamış oldular.
(Alıntıdır)

ANI ÖRNEĞİ-2:
Aa sen çok oruç tutmuşsun!
Anne-babam çalıştıkları için yazları beni memleketimiz Amasya’ya bırakırlardı. Ramazan da yaza denk geliyordu. İlkokul 1 ya da 2. sınıf dönemlerimdi.
O zaman çöl sıcağı vs. gibi yakınmalar bilmezdik; ama hava gene çok sıcaktı! Her gün oruç tutmak ister sahura kalkardım; ama bir türlü sonunu getirmek kısmet olmazdı. Çünkü akrabalara emanettim ve kimse bana kıyamazdı. Her gittiğim yerde “Oruç musun?” diye sorarlardı. Evet cevabını duyunca da şöyle diyaloglar yaşanırdı: “Ne zamandır yemedin? Sabah kalktıktan beri yemedim. Acıktın mı? Evet. Aa bu saat olmuş sen çok oruç tutmuşsun!” Hiç bana sormadan sofra hazırlanır ve ben de karşı koyamaz bi güzel kahvaltımı ederdim. Öğlen olunca yine aynı diyaloglar yaşanır. Öğle yemeğini de yedirirlerdi! 1 hafta kadar sonra da artık “çocuklar sahura kalkınca oruç tutmuş sayılırlar” fikri daha mantıklı gelmeye başladığı için günler böyle devam edip giderdi. Zayıf ve çelimsiz bir çocuk olduğum halde Amasya’da geçen günlerden sonra semirmiş bir çocuk olurdum. Murat Öz

ANI ÖRNEĞİ-3
O kadar utandı ki paketi alırken elleri titriyordu
Okul Aile Birliği başkanlığı yaptığım bir dönemde okulumuzdaki fakir öğrencilerin ailelerine Ramazan nedeniyle gıda yardımında bulunmak üzere bir çalışma programı düzenledik.
Çevremizdeki hayırsever insanlardan toplayabildiğimiz kadar gıda maddesi topladık. Bunları düzenli bir şekilde paketler oluşturduk ve dağıtıma hazırladık. Fakir öğrencilerimize gizlice velilerinin iftarla teravih namazı arasında okula gelmesini söyledik. Dağıtımlarımız devam ediyordu ki bir ara kimse kalmadı, ben de hava almak için dışarı çıkmıştım. Bir velinin okulun etrafında dolaştığını, bir türlü içeri gelmediğini gördüm. Hemen kestirmeden önüne çıktım ve birisini mi aradığını sordum. Mahçup, utangaç bir ses tonuyla bana toplantı için okuldan çağrıldığını söyledi. O saat de toplantı olmadığını bildiğim için gıda yardımı almaya geldiğini anladım. “Sizi ben çağırdım.” diyerek içeri götürdüm ve eline gıda paketini uzattım. Fakat o kadar utandı ki paketi alırken elleri titriyordu ve gözleri doldu. Paketi aldı ve birisi görecek mi diye hızlı hızlı adımlarla hiç sağa sola bakmadan karanlıkta kayboldu. Bu olay beni çok etkiledi. Her Ramazan ayında unutamayacağım bir olaydı.

ANI ÖRNEĞİ-4
HİLMİ YAVUZ'DAN YAHYA KEMAL ANISI:
İlk gençlik yıllarımızda İstiklal Caddesi'nde (o yıllarda şimdiki gibi omuz vurup geçenler ya da çantalarını savurarak yürüyenler henüz yoktu o caddede! Ve özür dileme unutulmamıştı!) yeniyetme 'aylak adamlar' olarak bir aşağı bir yukarı gezinirken, Tokatlıyan Oteli kahvesinin Cadde-i Kebir'e bakan büyük ve yekpare camlı vitrininde, Üstad'ı görmüştüm birkaç kez. Tıpkı şimdi Yıldız'a taşınmış olan heykelinde göründüğü gibi, iki eliyle bastonuna dayanmış, dalgın, önünden geçenleri seyrediyor gibiydi...
Elbette, Üstad'la tanışmam sözkonusu değildi. Şiirlerinin tümünü neredeyse ezbere okuyabilecek kertede hayranlık duyduğumdan olmalı, o büyük ve yekpare camlı vitrinin önünden geçerken, Üstad orada olsun ya da olmasın, tuhaf bir yürek çarpıntısı hissettiğimi hatırlıyorum. Şiir yazmayı öğrenmeye çalışan bir yeniyetmenin, büyük bir şairin bu kadar yakınından geçmesi! Aramızda o büyük ve yekpare cam vardı sadece...
Bu anılarla okuduğumuz metinde, anlatıcılar kahraman anlatıcıdır ve olaylar "ben" etrafında şekillnmiştir.Açık sade ve içten bir anlatımları vardır.Olaylar olduğu gibi çarpıtılmadan, abartılmadan yansıtılmıştır.İçerik olarak hepsi farklıdır.Hepsinde anlatıcıların yaşadığı farklı olaylar anlatılmıştır.1.anı Çanakkale Savaşı ile ilgili , 2.ve 3. Ramazan ayıyla ilgilidir, 4.de ise Hilmi Yavuz'un Yahya Kemal'le karşılaşmaları anlatılmıştır.

*Beğendiğiniz anıyı okuyup neden beğendiğinizi belirtiniz.
1 - Yaşanmakta olanı değil, yaşanmış bir konuyu anlatır.
2 - İnsan belleğinde iz bırakan olay ve olguları anlatır
3 - Tarihsel gerçeklerin öğrenilmesine katkı yaptığı için tarihçilere ışık tutar.
4 - Tanınmış, bilim, sanat ve politika adamlarının yaşamlarını çalışma ve araştırmalarını anlatır.
5 - Yazarın unutulmasını istemediği gerçekleri kalıcı kılar.
6 - Geçmiş birinci kişinin ağzından kişisel yargılar ve yorumlarla verilir.
7-Yazar her türlü kaynaktan yararlanabilir.
8-Anlatıcı yazarın kendisidir.
9-Açık sade içten bir anlatımı vardır.

2.ETKİNLİK
*Yazarın kendisidir.(kahraman anlatıcı)
*Anlatıcı olaya tanıklık etmiştir.Olay Atatürk'ün çevresinde gelişmektedir.

3.ETKİNLİK
Anlatıcı olayı inandırıcı kılmak için kendi bilgi ve izlenimlerini doğrudan doğrudan anlatmıştır.
Anılar objektif eserlerdir ve dönemle ilgili belge biteliği taşır.Bunun olabilmesi için de yazarın anlattıklarını kanıtlaması gerekir.

4.ETKİNLİK
Salih Bozok'un anlattıkları bir belge niteliği taşıyor.Çünkü yaşanılan dönemi kendi bilgi, gözlem ve izlenimlerine bağlı kalarak objektif bir şekilde anlatmıştır.

SAYFA 65
5.ETKİNLİK
*Anlatıcı yazarın kendisidir.(Kahraman anlatıcı)
*Yazar başka kaynaklara da başvurmuştur.Duyduğu ve gerçek olduğuna inandığı olayları kaynak göstermiştir.Yazar anılarda her türlü kaynaktan yararlanabilir...
*Bu sorunun cevabı bulduğunuz anılara göre değişebilir.
*Anılarda her türlü kaynaktan yararlanılabilir.Hatıra yazarlarının doğru olanı dile getirebilmek kaygısı ile kaleme aldığı devrelerle ilgili çeşitli belge, mektup günlük dergi ve gazetelerden faydalanabileceği de unutulmamalıdır.
*"Son" başlık metinde "büyük adamlar", "küçük adamlar" ,"bunalttığı","boyun eğmek" "büyük kelimeler" gibi sözcükler mecaz anlamda kullanılmıştır.Mecaz anlamları kelimelerin farklı durumları karşılamak için kullanıldığını unutmayın.
*İncelediğiniz metinlerde çağrışım değeri yapan kelimeler şunlar olabilir: Adam yerine saymak,büyük adamlar, küçük adamlar, boyun eğmek" vb...Mecaz anlamları kelimelerin farklı durumları karşılamak için kullanıldığını unutmayın.

6.ETKİNLİK
"İzmir'e girmeden önce Dumlupınar,Alaşehir ve Uşak'ta gördüklerimi de yazmak isterim."
"Gecenin ileri vaktinde yanımdaki odada bir gürültü işittim."
"Ertesi gün erkenden yola cepheye gideceklerini söyleyerek ona göre hazırlıkta bulunmamı emir buyurdular." "....... sabah olur olmaz otomobili emirlerine amade bulundurmuştum.
""Dumlupınar'a karanlıkta geldik."
"Ertesi sabah eşyamızı Afyon'dan getirttik." gibi cümlelerdeki altını çizdiğim sözcük ve söz grupları yer ve zaman hakkında bilgi vermektedir.
Bu yer bildiren isimler ve zaman zarfları metinde kanıtlama ve açıklama amacıyla kullanılmıştır.Bu zarfların anıdaki işlevi ise eylemin gerçekleştiği yer ve zamanı bildirmektir.

7.ETKİNLİK
*Verilen parça genel olarak açık bir anlatımın özelliklerini taşımaktadır.Ancak dönemin dil özelliklerine göre Arapça ve Farsça sözcüklerin sıklıkla kullanılması akıcılığı, bazı gereksiz ek ve kelimelerin kullanılması da duruluğu bozmaktadır.
*Metindeki anlatım özellikleri anı türünde bulunması gereken özelliklerdir.

8.ETKİNLİK
Yaptığımız çalışmalar sonucu anı özellikleriyle benzer bir sonuca ulaştık.Anı özellikleri için
(bknz. 1.ETKİNLİK)

9.ETKİNLİK
Mustafa Kemal Paşa... metnindeki anlatım türleri ve bunlara örnekler:
Öyküleyici anlatım:"Kurtarıldıktan bir gün sonra biz de Afyon'a gelmiştik.""Ertesi sabah eşyamızı Afyon'da getirttik." gibi birçok cümle...
"Betimleyici anlatım": "Düşmanın bizim kuvvetlerimiz tarafından çevrilmiş olduğunu harita üzerinde göstererek fevkalade memnun ve mesrur (sevinçli) idiler...
Öğretici anlatım:"Başkumandan Muhaberesi oluncaya kadar hiçbir yerle muharebe edilmiyordu.Her tarafta muharebe men olunmuştu.Hatta Ankara'ya da bilgi verilmemişti.Ancak 26 Ağustosta başlayıp 30 Ağustos'ta son bulan muharebeden sonra Ankara'ya bilgi verildi."
SON metninde
Öyküleyici anlatım: "İki hikaye işittim."
Öğretici anlatım:""İlim ve vatan adamı olunuz.Hiçbiri yalnız başına ne sizi ne de milletinizi kurtarabilir."

SAYFA 66
10.ETKİNLİK
İlk metinde "Esir fırka kumandalarından birisi Paşa'nın yanından çıktıktan sonra bize Türkçe olarak kiminle görüştüklerini söyledi." cümlesinde Türkçe sözcüğünden sonraki "olarak" gereksizdir,bunun çıkartılması gerekir.
Metnin ikinci cümlesinde "Kurtarıldıktan bir gün sonra biz de Afyon'a gelmiştik" cümlesinde anlam belirsizliği var.(Neresi kurtarıldıktan sonra belli değil)
....bir maşa başında gülmekte olduklarını gördüm" cümlesinde "güldüklerini şeklinde olmalıydı.Ol- yardımcı eylemi gereksiz kullanılmış.
"Biz Atatürk'le birlikte 1.Ordu Karagahına gittik." cümlesinde birlikte sözcüğü gereksiz kullanılmış."le" edatı zaten birliktelik anlamı veriyor.

11.ETKİNLİK
Metinlerde dil ağırlıklı olarak göndergesel işlevde kullanılsa da alıcıyı harekete geçirme (İçeri gir de neler olduğunu anlatayım."Kendilerinin istirahatini temin buyurunuz.") işlevi de bazı cümlelerde görülüyor.
Verilmekten istenen ileti neyse dilin işlevi ona göre düzenlenir.Örneğin metnin yazılış amacı bilgi vermek, aydınlatmak, bir şeyi öğretmekse dil göndergesel işlevde kullanılır.

12.ETKİNLİK
:Uşak'ta > sert ünsüzlerin benzeşmesi (ünsüz sertleşmesi)
çev(i)rilmiş > ünlü düşmesi
hat(t)ı > ses türemesi vardır.
"Mustafa Kemal Paşa...." metnindeki ses olayları ve bunların oluşum sebepleri:

SERT ÜNSÜZLERİN BENZEŞMESİNE ÖRNEKLER:
yatmıştık,gülmekte,hazırlıkta,çıktıktan,anlattı,ocakta,yoktu,bitmiştir,kalktılar,gönderilmişti,görüştü, etti, konuştuktan, çalıştık..." gibi sözcükler...
Bu ses olayını sebebi ise sonunda FSTKÇŞHP sert ünsüzleri bulunan bazı sözcüklere c,d,g(ğ) yumuşak ünsüzleriyle başlayan bir ek geldiğinde bu c,d,g seslerinin sertleşerek ç,t,k'ye dönüşmesidir.

ÜNLÜ DÜŞMESİNE ÖRNEKLER:
"emrini, yal(ı)n-ız>yalnız, sey(i)rederken,vak(i)tinde, iler(i)letmek, ay(ı)rılmadı, buyurursanız (ise'nin i'si düşmüş)" gibi sözcüklerde ünlü düşmesi vardır.
Bunun sebebi ise ikinci hecesinde dar ünlü (ı,i,u,ü)bulunan bazı sözcüklerin ünlü ile başlayan bir ek almasıdır.

SES TÜREMESİNE ÖRNEKLER:
hak(k)ıyla > "k" sesi türemiş
ileri-y-e
huzuru-n-a
anlat-a-y-ım> "y" yardımcı sesi türemiş
Bu sözcüklerdeki ses türemesinin sebebi Türkçede iki ünlü yan yana gelmesi araya yardımcı ses almasıdır. (ek bilgi: hakkı sözcüğü bu kuralın dışındadır.)

13.ETKİNLİK
Yazılış amacı: İkisi de bir kişinin başından geçen yaşanmışlıkları anlatmak için yazılır.
Ne zaman yazıldığı:Günlükler günü gününe, anılar yaşandıktan sonra yazılır.
Dilin işlevi:Her ikisinde de ağırlıklı olarak göndergesel işlevdedir.Ancak duruma göre diğer işlevleri de unutmamak gerekir.

Dil ve anlatım özellikleri: İki türde de samimi içten bir anlatım vardır.Objektiftirler.
Kullanılan anlatım türleri: Öyküleyici, betimleyici, öğretici anlatım türleri

Anı ve güncenin benzer ve farklı yönleri:
1. Anı da günlük gibi bir kişinin başından geçen gerçek yaşantılardan kaynaklanan yazı türüdür.
2. Günlük yaşanırken anı ise yaşandıktan sonra yazılır
3. Anıların öğretici yanı varken günlükler okuyucu için yazılmaz.
4. Anı yazılarının anlatım açısından kurgusal niteliklere sahip olduğunu da söyleyebiliriz Günlükler ise kurgudan uzak yoğun düşüncelerin toplamıdır.
5) İki türde de samimi , içten anlatım vardır.

SAYFA 67
1. Tema: Atatürk'ün hoşgörüsü ve insan sevgisidir.Bu tema Kurtuluş Savaşı döneminde esir düşen Yunanlı kumandalara gösterdiği anlayışla ilişkilidir.
2.Katmamıştır, bu da metnin nesnel anlatımı olduğunu gösterir.
3)Her ikisi de Kurtuluş Savaşı dönemini yansıtmaktadır.
4. Anlatıcı ile yazar aynıdır.Çünkü anılar yazarın kendi hayatıdır ve "ben" etrafında şekillenir.
5) Atatürkle ilgili birçok anıda onun milletini çok seven, milleti için çalışmaktan bıkmayan, azimli kararlı, vatansever, ileri görüşlü, hoşgörülü gibi kişilik özelliklerine sahip olduğunu görürürüz.

14.ETKİNLİK: (cümle içinde kullanmayı size bırakıyorum.)
mesrur: sevinmiş ,sevinçli
nizam: düzen, kuraidadi: eskiden lise derecesindeki okullara verilen ad.
veçhile: yönüyle
amade: hazır
fırka: 1 ) İnsan topluluğu 2) ( Askerlikte )Tümen 3 ) Siyasî parti
nefer: derecesi olmayan er, asker
ihtiyat : Herhangi bir konuda ileriyi düşünerek ölçülü davranma, sakınma
ricat etmek: gerilemek, geri çekilmek
refika: eş, karı, zevce

15.ETKİNLİK: (Bir anınızı yazınız.)
SAYFA 68:
1)* yaşandıktan sonra
*yazarın hayatından
*göndergesel
2) (Y) , (D) , (D) (Y)
3) (D)
4) (C)
5)(C)
6) (A) (EK BİLGİ: paragrafta 'Mommo-Kız Kardeşim' filminin yönetmeni Atalay Taşdiken'in Akşam yazarına verdiği söyleşideki cevabını görüyoruz.)
7) (C)

SAYFA 70
4.BİYOGRAFİ(HAYAT HİKAYESİ) OTOBİYOGRAFİ
HAZIRLIK
*Başarılı insanların hayatlarından etkilenebiliriz.Onların bu başarı öyküleri bize örnek teşkil eder, hedeflerimizi büyütmemizi, daha azimli ve gayretli çalışmamızı sağlar.
*Başkalarının yaşam öyküsünü bilenler onların hayattan edindikleri tecrübeler, aldıkları dersler sayesinde kendi hayatlarına yön verebilirler...
*Bir sanatçıyı tanımadan yapıtlarını tam ve hakkıyla tanımak,anlamak mümkün değildir.Çünkü eserler, sanatçıların hayatlarından izler taşır, onların duyuş, düşünüşünü yansıtır.Sanatçıların yaşadıkları olayları, devrinin şartlarını kişilik yapısını ,ailesini, çevresini ...bilmek onların yapıtlarını daha iyi anlamlandırmamıza yardımcı olur.Örneğin Mehmet Akif'i tanımadan onun şiirlerini ve manzumelerini tam ve layıkıyla anlayamayız.
*Kendi yaşam öykümüzü yazmanın amacı bunun gelecek nesiller tarafından bilinmesi ve yaşadığımız olaylardan onların ders almaları olabilir...

*ÖNBİLGİ:
Kendi alanlarında ünlü olmuş, siyaset adamı, edebiyatçı, sporcu, bilim adamı, ses, sinema, tiyatro sanatçısı, gazeteci, ticaret adamı gibi kişilerin hayatlarını, neler yap-tıklarını, ülke ve dünya insanlığına neler kazandırdıklarını, hayatlarının önemli başarılarını ve dönüm noktalarını bütünüyle anlatan yazı ve kitaplara biyografi (yaşamöyküsü) denir.
Bir düşünürün, bir sanatçının, bir sporcu ya da tanınmış bir kişinin kendi yaşam öyküsünü anlattığı eserlerdir. Özyaşamöyküsü de denir. Kaynak olarak kişi kendini ve aile büyüklerinden aldığı bilgileri kullanır. Otobiyografi yazmak güçtür, çünkü insanın kendinden söz ederken objektif olması zordur. Otobiyografiler sayesinde o kişinin sanatı, düşünceleri, yaptığı işler hakkında bilgileniriz. Otobiyografiler aynı zamanda iyi bir belgeseldirler. Bu alanda çalışacaklara ve yazarın yaşadığı dönemin özelliklerine kaynaklık eder. Otobiyografileri okumak, insanın kendi deneyimlerine bir yaşam deneyimini, yaşayanın ağzından katmak demektir.

SAYFA 80
BİYOGRAFİ ÖRNEKLERİ
AHMET HAŞİM
1884’te Bağdat’ta doğdu, 1933’te İstanbul’da yaşamını yitirdi. Fizan Mutasarrıfı Arif Hikmet Bey’in oğlu. Çocukluğu Bağdat’ta geçti. 12 yaşında annesinin ölümü üzerine babasıyla birlikte İstanbul’a geldi. Mektebe-i Sultani'de (Galatasaray Lisesi) yatılı okudu. Tevfik Fikret ve Ahmed Hikmet Müftüoğlu'nun öğrencisiydi. 1907'de mezun oldu. Bir süre Reji İdaresi'nde çalıştı. Bir yandan da Hukuk Mektebi'ne devam etmeye başladı. İzmir Sultanisi Fransızca öğretmenliğine atandı. Hukuk eğitimini bırakıp İzmir'e gitti. 1912-1914 arasında Maliye Nezareti'nde çevirmenlik yaptı. 1. Dünya Savaşı yıllarını Çanakkale ve İzmir'de yedeksubay olarak geçirdi. Mütareke'den sonra İstanbul'a döndü. Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde estetik

939
0
0
Yorum Yaz
Bumerang - Yazarkafe
Bumerang - Yazarkafe